Karadeniz orijinli insanların, yüzyıllardır Devleti, Milleti ile hiçbir sorunu olmadan yaşamış, ulusal birlik ve bütünlüğü için Viyana'dan, yemene her zeminde ve şartta görev alarak Canını, Malını vermekten kaçınmamıştır.
Karadeniz Bölgemize yüzyıllardır' Cumhuriyet dönemi dahil milli hasıladan, en az pay ayrıldığından, Eğitim, Kültür, Sanat, Sanayi, Ziraat, Turizm ile ilgili,hiçbir konuda yeterli yatırımların yapılamaması, dolayısı ile bölge insanı yurdun ve dünyanın her yerinde Örfü, Adeti, Kültüründen çokça taviz vermeden Aşını, İşini arar halde yaşamaktadır.
Karadeniz Bölgesi dışında bilhassa büyük Şehirlerde kendine has, yaşamını sürdüren Milli ve Manevi konulara duyarlı Din, Dil, Mezhep farkı gözetmeyen Çağdaş, Demokrasi yanlısı Atatürk İlke ve İnkılaplarına inanmış Yurtsever insanların bilhassa 1980 sonrası Sosyal, Ekonomik, Kültürel ve Siyasi konulardan uzaklaştığı veya örgütlü bir biçimde uzaklaştırıldığı 1989 yılında yapılan Genel ve Yerel seçimlerinin neticesi gözlemlenmiştir.

Sonuç olarak Karadeniz Orijinli İnsanların, geniş kapsamlı Siyaset Dışı Eğitim, Kültür, Sosyal dayanışma konularını kapsayan bir Sivil toplum kuruluşu oluşturma çalışmalarını başlatma Kararı Alan, Yaşar Çaktı, Hüseyin Şimşek, İlk iş Olarak Maltepe sahilinde Üç katlı bir binayı Beş yıl süreyle kiraladı, Acilen çalışma Komitesi Aşağıdaki Şekilde Oluşturuldu.
Yaşar Çaktı, Sefer Gürlü, Mehmet Demirci, Tamer Mete, Salih Uzunlar, Hüseyin Şimşek Bahtiyar Kuru, Mustafa Akdeniz'den oluşturulan Vakıf veya Dernek Kuruluşu Çalışma Komitesi, Kuruluş Çalışması çemberin hızlı genişletilmesini sağlamak için haftada İki gün seri görüşmeler düzenleyip, her toplantıda İki misli, Hemşehrilerimizin katılımı sağlanarak çalışmalar sürdürüldü.
Ahmet Çeboğlu'ndan bir anı; 1987 yılında Kartal Merkezli, Anadolu Yakasındaki Etkin ve Ekonomik gücü yüksek, On civarı Karadenizli büyüğümüz, Karadeniz ile ilgili Dernek veya Vakıf kurmak üzere Üç kişilik bir geçici Yönetim seçmek üzere toplanırlar, Oylama sonucunda sandıktan On kişiye' de birer Oy çıkar arzu edilen ve iyi niyetlerle başlayan çalışmaları da başlamadan biter. Komite İlk İş Olarak; Bu etkin insanlarımıza ulaştığında, her birinin kurulması düşünülen Vakfa hiç tereddüt etmeden kurucu olduklarını, hatta etraflarını bile Organize ettiklerini görmüştür.
Kuruluş Çalışmasının Örgütlü İlk Toplantısı: Sayın:İbrahim Dumankaya'nın ev sahipliğinde Pendik Deniz Rest Rantta verdiği yemekli toplantı İle gerçekleştirilmiştir.Toplantıya katılan Yüz civarı katılımcıdan söz alanların konuşmaların değerlendirilmesi, sonucunda Komite daha geniş katılımlı toplantının Yakacık Çamlık Et lokantasında düzenlenmesine karar verdi.
Binin üzerinde katılımla çok ihtişamlı ve heyecanlı toplantıda konuşmalar oldu yüzlerce insan kimisi Sözlü, kimisi Peçetelere yazarak Maddi, Manevi taahhütlerde bulundular,.Bu ihtişamlı gecenin sonunda evlerine dönerken, Elim bir Trafik Kazası geçirerek aramızdan ayrılan, Sayın: Veli Aykan ile Gürcan Yılmazı Rahmet ve Şükranla anmaktayız.
Yapılan çalışmalar ve istişareler sonunda, Karadeniz Bölgesi illerini ve nerede doğarsa doğsun Karadeniz orijinli insanları da içine alacak, Ulusal ve Uluslar arası boyutları hedefleyen geniş kapsamlı bir Vakfın kurulması anlayışı benimsenmiştir.
Bu anlayış ve görüşler çerçevesinde çalışma Komitesi, 29/01/1990 günü Vakıf Kuruculuğu için müracaat edenlerin çağrıldığı ilk toplantıda, Kuruluş Çalışmalarının Resmi boyutunu sağlamak üzere, geçici Müteşebbis heyet seçimlerinin, tadilatı biten binada yapılmasını sağlamıştır.
Seçim Sonucu:
Başkanlığa en yaşlı üyemiz:İsmail Öztürk, Başkan Yardımcısı:Sefer Gürlü .Sekreterliğe Tamer Mete. Muhasip Üyeliğe:Ahmet Şehit oybirliği ile seçilmişlerdir.
Müteşebbis Heyet çalışmaları sonucu :
1-17/02/1990-cumartesi günü, Kurucular Kurulu adaylarının çağrılmasını
2-Kuruluş çalışmalarını sağlamak üzere geçici Yönetimin seçilmesi, kararını almış ve toplamıştır.
18 KASIM 1990 TARABYA OTELİNDE YAPILAN İLK RESMİ MÜTEVELLİLER TOPLANTISINDA YAŞAR ÇAKTI' NIN YAPTIĞI KONUŞMA
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin Sayın Başkan Vekili, Sayın Milletvekili, Sayın misafirler, saygı değer üyeler, Karadeniz Eğitim-Kültür ve Çevre Koruma Vakfı'nın İlk Genel Kuruluna hoş geldiniz. Hepinizi en içten duygularla selamlıyorum.
Daha 11 ay önce beyinlerde şekillenmeye başlayan düşünce bugün kurumlaşma mücadelesi veren bir tüzel kişiliğe dönüşmüş ve 7 aylık bir faaliyet dönemi de yaşamıştır. Bunun,vakıf hesabına başarı olarak yazılabilecek tartışmasız tek konu olduğunu düşünüyorum.
Bugün burada,
Yönetim' in hatalı davranışlarına karşı acımasız, fakat medeni ölçüler içerisinde yapılacak, yapıcı ve gerçekçi her türlü eleştiriye; gerek vakfın geleceği ve gerekse gelecek yönetimler açısından mutlak ihtiyaç olduğuna inanıyorum.
Ancak :
Eleştiri için hukuki dayanağı olan ve meşru olan platform bu platformdur.Bu platformun dışında ve hele üçüncü şahıslar nezdinde yapılacak en masumane eleştiriler bile muhataplarına abartılmış olarak intikal etmekte,
Yapıcı ve yol gösterici vasfından uzak,
Kişisel hesaplara dayalı,
İnsanları ve işlemleri küçük düşürücü ve küstürücü,
Ve kuruluş gerekçelerimizle bağdaşmaz bir şekle dönüşmektedirler.
Karadenizlinin yeniden birlikteliğini sağlamak iddiası ile kurulmuş bu vakıfta,bu tarz eleştirilerin ve doğuracağı sonuçların, birlikteliği yeniden tahrip etmekten başka bir işe yaramadığı ve yaramayacağını ifade etmek istiyorum.
Tez canlı deyiminin ifade ettiği manada, enine- boyuna düşünülmesi gereken konularda bile çok çabuk karar verip hemen uygulamaya koyan bir yapımız var.
Bu tez canlılık içinde;
Özellikle vakıf bilincine varamadan,
İlkelerini sağlıklı saptayamadan,
Geniş mekanda insanımıza ulaşamadan,
Ve gerekli dengeleri kuramadan,Vakfı kurduk, işletmeler açtık.
Vakıf merkezi için yer seçimi ile, lokanta ve lokal'in açılışında ki zamanlama gibi konularda, isabetli kararlar verdiğimizi iddia etmek pek mümkün değildir. Ama bizim için önemli olan, aşılmasında güçlükleri olan, fakat mutlaka aşmak zorunda olduğumuz, yapımızdan kaynaklanan, davranış biçimizin yarattığı sıkıntılarımızda vardır. Bu vakıf, bir hayır kurumu değildir. Bu vakıf, dosdoğru ifade etmek gerekirse, birlikteliğimizin bozulmasıyla yitirdiklerimize yeniden kavuşma özlemimizden doğmuştur. Karadeniz misyonunu yeniden yaratma arzusundan doğmuştur.
Bu özlemlere kavuşmanın yolu:
Belli ilkeler doğrultusunda yeniden birlikte olmaktan,
Bölücü sebebleri ortadan kaldırmaktan,
Hoşgörülü ve özverili davranmaktan,
Tasayı ve kıvancı şartsız paylaşmaktan,
Ve kollektif şuura ulaşmaktan geçiyor .
Yani,bu yol INCE ve UZUN bir yoldur. Bu yolu katedecek olan, verdiğiniz milyonlar değil, İnsanımız ve İnsanlarımızın inançlı ve bilinçli dlavranışlarıdır.
Bu salonda mevcut olan ve olmayan üyelerimizden,Vakıfla ilişkilerinin bir özeleştirisini yapmalarını istiyorum. Bu özeleştirilerden çıkarılacak gruplanabilir sonuçların, bu aşamada, aşmakta zorluk çektiğimiz en önemli sıkıntılarımız olduğunu, altını çizerek ifade ediyorum.
Vakfın kuruluş çalışmalarına katılanlar hatırlayacaklardır. Vakıf senedini hazırlayan komite, günlerce Vakıf yönetim kurulu'nun nasıl teşekkül ettirileceğini, bu kadar geniş tabanlı bir vakıfta, yonetimin teşekkülünde etkili olabilecek faktörlerin, ileride Vakfı geniş tabandan, dar alana çekecek, kitle ilgisini grup ilişkisine dönüştlirebilecek ve bütünlüğü parçalayabilecek bir rolde gündeme gelebileceğini ve bu olasılıklara karşı nasıl bir önlem alınması gerektiğini ısrarla tartışmıştır.
Birinci sakınca olarak: Üyelendirmede ki sayısal üstünlüğü ile bir veya birkaç İl' in yönetime egemen olma istemi ve olasılığı üzerinde durulmuştur. Bu konuda gerek vakıf senedi ve gerekse ona bağlı içtüzükte üyelendirmeye de özendirici şekilde bir çözüm bulunmuştur zannediyorum.
İkinci sakınca olarak: Ayni siyasi görüş sahibi üye çoğunluğunun, yönetimlerin teşekkülünde, siyasi görüşlerinin istikametinde tavır koyması ve bu şekilde oluşacak yönetimlerin siyasi görüntüsü ve tavrı üzerinde de durulmuştur.
Ancak; bu sakıncaya karşı vakıf senedi ve içtüzükte, yasalar çerçevesinde yazılı metin haline dökülebilecek bir çözüm bulmak mümkün olmamıştır.
Bana göre bu sakıncaya karşı çözüm, vakfın kuruluş gerekçelerinin, ilke ve hedeflerinin içeriğinde mevcuttur. Milyonlar ödeyerek bilinçle ve inançla bu yapılanma içinde yer alan üyenin, bu üyelerden oluşan genel kurulun ve genel kurulun görevle onurlandırdığı yönetim kurullarının sağduyusunda bu çözüm mevcuttur ve mevcut olmalıdır.
Ancak: ilk geçici genel kurul öncesi ve sonrası günlerde, ısrarla gündemde tutulan bu konunun açıklığa kavuşturulmasının yararlı olacağını düşünüyorum.
Daha ilk resmi genel kurul yapılmadan, attığımız imzaların mürekkebi bile kurumadan, yapay bir gerekçe ile, Vakıfla Siyaseti aynı denklem içerisinde gerekli görmek veya yönetimi siyasi görüşlerin sayısal dengelerinin sağlanacağı bir organ olarak, teşekkül ettirme yönünde tavır koymak, her türlü yorumuyla yanlıştır.
Çünkü: seçmen veya delege seviyesinden öteye gitmemiş insanımızı, yönetimde siyasi görüşleri dengeleyen, siyasi bir unsur saymak da yanlıştır. Siyasi görüş bakımından bu seviyede, yani seçmen veya delege seviyesinde, dengeli bir yönetim arayışı içine girmek, hemen akabinde siyasi görüşleri dengeleyecek bir üyelendirme sistemini gündeme getirir. Buda her türlü yorumuyla yanlıştır.
Bence, bilinen siyasi kimliği ile kamuya mal olmuş ve görüntü bakımından vakıf yönetimine siyasi görüşünün damgasını vurabilecek seviyedeki insanlarımızın, yönetimdeki sayısal ve seviye dengesine dikkat edilmelidir.
Bu seviyede dengesizlik yaratma teşebbüsünü, yönetimlerin siyasal tavır takınmalarını ve siyasi bir görüşün yönetime hakim olma arzusunu, genel kurullarda oluşan her türlü siyasi görüş ittifakı bastırmalıdır. Ve bu davranış biçimi, genel kurulların geleneği olmalıdır.Bu konuda sürekliliği sağlayabilecek başka bir çözüm düşünemiyorum.
Saygıdeğer Üyeler, Geçici yönetim kurulları, genelde tescil işlemlerini tamamlamak ve kuruluşu genel kurula taşımakla görevlidirler. Bu kurullar teamül olarak, esas yönetimi bağlayıcı nitelikte, ciddi boyutlar da faaliyetlere girmezler.
Bunun için bu geçici yönetimimizden kuruluşun ilke ve hedefleriyle orantılı boyutlarda faaliyet beklemek ve yönetimi bu beklentilere göre değerlendirmek yanlış olur. Biraz sonra gündemin akışı içinde geçici yönetimimizin faaliyetleri üzerinde tartışma açılacaktlr. Bu tartışmalarda kişilerin muhatap alınmamasını özellikle istirham ediyorum.
Vakıf ilkeleri doğrultusunda hizmet vermek üzere yönetime aday olacak, arkadaşlarıma, geçmiş dönemdeki deneyimlerimizin ışığında yönetimimizin ortak görüşü olarak bazı mesajlar vermek istiyorum.
Parlamenterlerimize, bilim adamlarımıza ve etkin insanımıza ulaşmaktan,
Mekanı genişletmekten ve vakfı mahalli görüntüden kurtarmaktan,
İller bazında dengeli katlımı sağlamaktan,
Bilinçli bir nüvenin mas edebileceği boyutlarda üye katılımlarını planlamaktan,
Her İlin gerek nüfusuyla ve gerekse Karadeniz deki ağırlığıyla orantılı olarak üyelendirmede ve yönetimde hakkı olan yeri almasından yanayız.
Vakfın tanıtımı için, sadece ciddi konularda, ciddi boyutlarda ve ciddi girişimlerle kamuoyu karşısına çıkmaktan,
Başarısızlık ihtimali olan her türlü sosyal, kültürel ve toplumsal etkinliklerden kaçınmaktan,
Her türlü siyasetin siyasetinden, her etkin insanımızın etkinliğinden yararlanmaktan,
Seminer, konferans, sempozyum ve paneller düzenleyerek, üyelerimizi ve vakfımızı sosyo ekonomik, kültürel ve toplumsal alanda etkin kılmaktan yanayız.
Vakfı Türkiye genelinde etkin kılmaktan, etkinliğine uluslararası boyut kazandırmaktan,
Karadeniz'in bozulan ekolojisini düzeltmek üzere Türkiye de uluslararası ekoloji merkezi ve Ekoloji enstitüsü kurdurmaktan,
Avrupai boyut ve standartlarda bir Komplekse kavuşturmaktan yana olmalıyız.
YAŞAR ÇAKTI

